Anasayfa Biyografi Hayatı Fotoğraf Galerisi Madalyalar ve Özel Eşyalar Kemal Kayacan Hakkındaki Yazılar
Kemal Kayacan Hakkındaki Yazılar

HATIRATIM

Oramiral Kemal Kayacan'ın Donanma Komutanı olduğu dönemde Üsteğmen olarak TCG İSTANBUL Gemisi Muharebe Subayı idim. Donanma gemilerinde 5'inci yılımı idrak ediyordum. Lisan bilgem ve muharebe olan düşkünlüğüm bana Donamada epey bir tecrübe ve in kazandırmış idi. O dönemler İngilizce muharebe kabiliyetine çok önem verilir, ortak NATO tatbikatında İngilizce vakıf, iyi hurebe yapan subaylar aranır ve tatbikata giden gemilerde geçici olarak gönderilirdi. Ben de bu tip tatbikatlar için ''aranan subay'' sınıfına girmeyi başardım.

O dönemde Donanma Harekât Grup Başkanı olan Albay Orhan SERİM bir şekilde beni keşfetmişti. Daha önce Türkiye'yi ziyaret eden Amerikan Hidrofil Gemisi USS TUCUMRARI'nin Türkiye'yi ziyareti sırasında kendisi Hucumbot Komodoru olması dolayısıyla ev sahibi olarak tayin edilmiş ve beni de lisan bilgim dolayısıyla yanına almıştı. Kendisi ile bu vesile ile tanışmıştım. Albay SERİM benim İngilizcemi çok beğenmiş ve aramızda sıcak bir ilişki oluşmuştu. Daha sonrada daima arar olmuştu. Bende kendisini çok sever ve saygı gösterirdim.

Albay SERİM bir gün daha sonra Donanma Harekât Grup Başkanı oldu. Donanma Komutanı Oramiral KAYACAN'ın karargâhında görev yapmaya başladı. Kendisi zaman zaman beni çağırır, görev verir, bu arada sempatisini belli ederdi.

O yıl Donanmanın icra ettiği Denizkurdu Tatbikatlarına Donanma Karargâhında katılmaya başladım. Donanma Karargâhı bu tatbikata o zamanın modern gemisi olan TCG NUSRET veya ABD'den yeni gelmiş olan TCG ADATEPE gemisi de katıldı.

Hafızam beni yanıltmıyor ise, kendimi bir Denizkurdu Tatbikatında TCG ADATEPE gemisinde hatırlıyorum. Bende beraber o zaman Binbaşı olan rahmetli Fahrettin KÜÇÜKOĞLU, o zaman Yüzbaşı olan Atilla KIYAT ve şimdi tam olarak hatırlayamadığım birkaç subay daha vardı. Ancak çok iyi hatırladığım tek şey, hem rütbece hem de cesamet olarak en küçük subay bendim.

Tatbikat başlamıştı ve ben henüz Donanma Komutanını değil konuşmak görememiştim dahi. Gemide Donanma Karargâhı olarak vardiya tutuluyor, tatbikatın civcivli olmadığı sakin dönemlerde nasıl olsa fazla bir aktivite olmaz gerekçesi ile gece vardiyalarında Donanma Temsilcisi olarak yalnız vardiya tutuyordum. Geminin Savaş Harekât Merkezinin Donanmaya ayrılan bir bölümünde bulunuyordum. Tatbikatın bir günü, gece saat 2 civarında ortalık birden karıştı. " Donanma Komutanı SHM'ye geliyor" dediler ve herkes bir kenara çekildi. Tatbikatın rahat bir bölümü olması nedeniyle Donanma Karargâhından bir tek ben vardım; herkes istirahatte idi. Geminin vardiya amiri dikkat çekti ve " Komutanım Karargâhımızdan Üsteğmen Metin vardiyada"dedi. Dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim, ilk defa Donanma Komutanına muhatap olacaktım.

Oramiral KAYACAN bana baktı, ne düşündü bilmiyorum. Belli ki uykusu kaçtı ve;
—yukarı köprü üstüne çıkayım" dedi.
Aklına bir şey geldi, canı sıkkın gibi Vardiya Amirine döndü;
—siz işinize bakın " dedi. Ortalık sakinleşti, geldi benim yanıma oturdu. Bana;
—sende gel yanıma otur" dedi. Ben o yaşıma kadar bu kadar yüksek rütbeli bi şahısla hiç birebir konuşmamıştım. Gayet sıcak bir tavırla;
- "anlat bakalım" dedi. Ben;
- "ne emredersiniz?" dedim Sesi çok kararlı idi;
- "Ne biliyorsan anlat oğlum, sen ne subayısın?"
- "Muharebe Subayıyım Komutanım"
- "Ne sıkıntın var muharebede, rahatça söyle". Ben bir başladım konuşmaya, o zamanlar yeni olan "SNAKE PIT" projesi anlatmaya. Tabi ben anlattıkça Konutan sorular soruyor. Ben sanki donanma Komutanı ile konuştuğumu unuttum, açıldıkça açılıyorum, bildiğim ne kadar problem varsa anlatıyorum çünkü Komutanım beni rahatlattı. Tahminen 1 saat kadar konuştuk. Sonra,
- "hadi sana iyi vardiyalar" dedi ve ayrıldı.
Ertesi gün " ORHAN SERİM Albay derhal seni istiyor" dediler, yanına gittim. Bana;
- "Komutana dün neler anlattın sabaha kadar uyutmamışsın bir çok emirler verdi" dedi. Ben de;
- "Ne biliyorsam anlattım" dedim. Orhan albay beni çok severdi."iyi etmişsin" deyip üstüme gelmedi. Ama gemide de biraz havam değişmişti. Tatbikat boyunca ne zaman köprü üstüne çıksa " küçük gelsin" der, beni çağırır, muhakkak bir şey ister, mesaj yazdırır veya konuştururdu. Böylece ismim "Küçük" kaldı.
Diğer tatbikatlarda da TCG NUSRET ile katıldığımız tatbikatlarda da KAYACAN Paşa'nın muharebe subayı oldum.
Daha sonra Oramiral KAYACAN Deniz Kuvvetleri Komutanı oldu. Sonradan öğrendiğime göre beni İngiltere'deki HMS MERCURY Muharebe Okuluna kursa göndermek istemiş" Küçük gitsin" demiş, ama olmadı. Sebebini de bilmiyorum.
Yılar sonra 12 Eylül'den önce Oramiral KAYACAN ile TBMM'de kendisi milletvekili iken Milli Savunma Komisyonunda karşılaştım. Ben Genelkurmay Hareket Başkanlığında Proje Subayı idim. Komisyonda Sahil Güvenlik Yasa Tasarısı tartışılacak idi. Ben o sırada Kurmay Yüzbaşı idim. Beni hemen tanıdı, yanına çağırdı ve hatırımı sordu. Orada konu nasıl geldi hatırlamıyorum ama bana;
- "Oğlum MONTRÖ Anlaşması çok önemlidir, bak Genelkurmaydasın, Montrö Anlaşmasının kılına dokundurtma" demişti. Be söylevi hiç unutmadım.
Değerli Büyüğüm Oramiral KAYACAN insana birey olarak çok önem verirdi, ne olursa olsun onun için çok önemli idi. Bir gün bana
- "Sen çok kırpıyorsun. Bir baktır, miyop falan olma" demişti. Hastaneye gittim ve o tarihten sonra gözlük takmaya başladım.
Ayrıca denizde çalışana önem verir, deniz hizmetinin farklı bir yeri olduğunu hissetirirdi.
Kendisi Deniz Kuvvetlerinde iz bırakmış, çok mümtaz bir komutanımızdı.
Ruhu Şad olsun.


Dz. Kuv.Kom.Oramiral Metin Ataç

Copyright | 2010 | www.kemalkayacan.com