Anasayfa Biyografi Hayatı Fotoğraf Galerisi Madalyalar ve Özel Eşyalar Kemal Kayacan Hakkındaki Yazılar
Kemal Kayacan Hakkındaki Yazılar
MERHUM ORAMİRAL KEMAL KAYACAN

Rahmetli Kemal Kayacan'ı ben daha genç bir subay iken tanımıştım. O zamanlar genç subayların sevdiği, takdir ettiği ve örnek aldığı subaylar vardı. Kayacan bizim için onlardan biri idi.

Hatırladığım kadarı ile TCG Savarona'nın komutanı idi.

Denizcilik bilgisi ve sevgisi ile ün yapmış bir subay idi. O daha genç bir subay iken bile çevresi ile paylaştığı, bahriyemiz ile ilgili idealleri vardı. Onunla ilk kişisel temasım ABD 'de oldu.1957 yılında TCG Giresun muhribinde Üsteğmen rütbesi ile muhabere subayı görevinde idim. Deniz Kurmay Albay Kemal Kayacan ise Washington B.Elçiliğinde Deniz Ataşesi olarak görev yapmakta idi.

TCG Giresun ve TCG Gelibolu ile Norfolk, Virginia'ya vardığımızda gemilerimizi ziyarete gelmişti. ABD ziyaretimizin iki amacı vardı. Birincisi, Amerika kıt'asına ilk kez gelen İngiliz Kolonici'lerinin Jamestown kentini kurmalarının 350nci yıldönümü dolayısı ile tertiplenen "Naval Review" ( Deniz Geçit Resmi) ne diğer etkinliklere, diğer pek çok ülke donanma gemileri ile birlikte katılmak idi. İkinci ve daha önemli neden ise, adı geçen iki muhribin "Modernizasyon"u idi.

Deniz ataşemiz Dz. Kur. Alb. Kemal Kayacan, hem bu yıldönümü etkinliklerine katılmış, hem de gemilerimizin sorunları ile ilgilenmişti. O zamanlarda bizler günde bir dolar ve beş sent gündelik veriliyordu. Ataşemiz bu gündeliğin artırılması içinde Ankara ile bayağı bir savaş vermişti. Her nekadar Ankara'dan olumlu bir sonuç alınmasa da, hepimiz o 'nun bu davranışını, saygı ve takdir ile karşılamıştık. Gemilerimiz, overol ve modernizasyon için Portsmouth Virgi tersanesinde iken bazı subayları yeni takılacak silah ve teçhizat nedeni ile kurslara gönderdiler. Ben muhabere subayı olarak, SHM subayı olan arkadaşım Üsteğmen Doğan Çağlı ile birlikte Greatlakes, İllinois'e elektronik kursuna gönderilmiştik. Orada eğitim de iken bizim günlüklerimiz gelmedi ve bermutad parasız kaldık.

Yemek yiyecek paramız bile kalmamıştı. Cebimiz deki son sentlerle Wasington'daki ataşemizi arayıp derdimizi anlattık. Sevgili Ataşemiz, Ankara'nın harekete geçmesini beklemeden, kendi cebinden, bizi rahatlatacak kadar parayı yollamıştı.

1

Yıllar sonra bunu kendisine hatırlattığımda, o güzel gülüşü ile "ya ! Kimse derdimizi anlamadı" demişti. Yıl 1967 -68, Koramiral Kemal Kayacan Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı ve bende Deniz Kurmay Yarbay olarak Deniz Kuvvetleri Komutanı Özel sekreteri ve ayniş zaman cda ek görevle NATO-CENTO şube müdürü görevlerini yürütüyorum.

O yıllarda Sadun Boro ve eşi, yelkenli teknesi ile dünya turunu tamamlamış Türkiye'ye dönüyor. Orgeneral Cemal Tural Genelkurmay Başkanı ve Rahmetli Oramiral Necdet Uran ise Deniz Kuvvetleri Komutanı. Denizcik sevgisi kanına işlemiş bir kişi olan, Kemal Kayacan, Sadun Boro'nun görkemli bir törenle karşılanması konusunda Deniz Kuvvetlerinin de bir katkısı bulunmasını istemişti.

O sırada Hürriyet (1)gazetesinde görev yapan ve kendisi de bir zamanlar Deniz Lisesinde bulunmuş ama denizciliği amatör olarak sürdüren arkadaşım Necati Zincirkıran ile işbirliği yaparak, Deniz Kuvvetlerimizin devreye girmesini düşünüyorduk.

En azından bir deniz birliği ile Sadun Boro'nun Kısmet teknesini Türk kara sularına girdiğinde karşılamak çok uygun olacaktı. Kendisi ile birlikte konuyu Komutan'a açtık. Böyle bir etkinlik için Genelkurmay'dan izin alınması gerekiyordu. Komutan bu konu'da Genelkurmay'dan olumsuz bir cevap alınmna olasılığı nedeni ile önerimizi kabul etmemişti. Ümitsizliğe kapıkldığımız esnada, o zamanlar Cumhurbaşkanı olan Cevdet Sunay'ın damadı Komutanı ziyaret için randevu istedi ve hemen aklımıza Cumhur- başkanını devreye sokmanın harika bir fikir olduğu geldi.

Sadi bey ziyaret için karargaha geldiğinde kendisine sayın Cumhurbaşkanımızın Sadun Boro'yu karşılarken bir Donanma birliği ile anlamlı bir mesaj göndereceğini duyduğumuzu ve çok sevindiğimizi söyledik. Böylece son kurşunumuzu da kullanmıştık. Sonucunu beklemeğe başlamıştık ki Cumhurbaşkanı Baş yaveri aradı ve Cumhurbaşkanının göndereceği mesaj'dan haberi olmadığını söyledi.

Başyaver, Deniz Albay Güngör Yeşilşırmak idi. Dolayısı ile ona amacımızı kolaylıkla anlatabildik. Cumhurbaşkanı için "YEDİ DENİZDE TÜRK BAYRAĞIINI ŞEREFLE DALGALANDIRAN .. ...." diye başlayan bir taslak kaleme alıp Kurmay başkanımıza okudukdan sonra köşk'e gönderdik.

2

Olanlardan haberi olmayan Komutanımız, bir süre sonra Genelkurmay'dan gelen emiri görünce bu işte kimlerin parmağı olduğunu tahmin ediverdi. Bize biraz tatlı şekilde sitem etmesine rağmen memnuniyetini gizlemedi. Verilen emre göre, Kısmet teknesi karasularımıza girerken bir deniz birliği tarafından karşıklanacak ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mesajı Sadun Boro'ya verilecekti. Necati Zincirkıran haberi duyunca çok sevindi. Bu görev Karakol Filotillası Komodoru merhum Dz. Kur. Albay Cemil Vardar tarafından ifa edildi.

1972 yılında benim TCG Adatepe ve Akdeniz NATO Deniz Çağrı kuvveti komutanı olarak atanmamı onaylamış ve Kuvvet Komutanı olarak, bu görevim nedeni ile takdirlerine mazhar olmuştum.

Gerek Kurmay Başkanlığı ve gerekse Kuvvet Komutanlığı görevlerinde iken Deniz-Hava kuvveti ve Sahil Güvenlik Komutanlığının kurulmasını sağlamak için uğraşmış ve başarmıştır.

Bu kuruluşlar onun eseridir.

TBMM deki Milli Savunma Komisyonu başkanı iken, yine kendisi ile çalışma şansım olmuştu. O zamanlar silahlı kuvvetlerin ihtiyacından fazla yüksek okul mezunu, yedek subay olmak için sıra bekliyor ve bu da yığılmalara neden oluyordu. Ayrıca Yurt dışında çalışan ve askerlik hizmetlerini yapmak için yurda gelenler, yurt dışındaki ülkelerde, bimbir zorlukla girdikleri işlerini ve sosyal haklarını kaybediyorlardı. O sıralarda (1979-80) Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar yardımcısı idim. Talep üzerine hem yüksek okul mezunları için kısa dönem er olarak askerlik hizmetlerini yapma- larını sağlayacak yasayı, hemde yurt dışında çalışan mükelleflerin bir bedel karşılığıi sadece kısa süreli bir askeri eğitime tabi tutulma larını sağlayan yasayı hazırlatıp TBMM de kendisine sundum.Her iki tasasıda sonunda yasalaştı ve bu yasalar bugün dahi yürürlüktedir.

(1) Hürriyet veya Günaydın olabilir teyidi gerekir.

(Rahmetli babanız ile ilgili yaşadığımız ya da tanık olduğumuz olayları saymak, kesinlikle iki sayfaya sığacak gibi değildir.

Bu nedenle iki-üç olay anlatarak noktalamağa çalışacağım.)

Copyright | 2010 | www.kemalkayacan.com